Ben rahat bir adamım aslında...
Rahatlığım kendi içimdeki cevaplarımda gizlidir sadece... Düşündüğüm ve kabul ettiğim "doğrular" ve "yanlışlar" üzerine tekrardan fikir yürütmeyi ve onları temellendirmeye hiçbir zaman çalışmıyorum. Basit ve sade olarak onlar var ve ben böyle kabul ediyorum. Fikriyatımdaki rahatlıık bütünüyle bununla kaynaklanmakla birlikte bu "rahatlık" hayatımda fikirlerimin yer bulması aşamasında elbetteki devam etmiyor. Yani doğrularım ve yanlışlarımın neler olduğu ve niçini ile ilgilenmiyorum kabul ediyorum ve uyguluyorum ama uygulama aşamasında her zamanki gibi bir rahatlıktan söz edemiyorum çünkü bağlıyım ve sonuna kadar arkalarında durmaya çalışıyorum. İşte bunları günlük hayatımda yer alan insanlar ve yaşam şekillerine empoze etme ve kabul seviyesini yükseltme aşamasında zorluklarla karşılaşıyorum ve rahatlık olarak adlandırdığım şey son buluyor. Yani sadece kendi düşüncelerimde rahat ve sade bir adamken dışarıya karşı bunu devam ettirmiyorum. Peki ya doğrularım değişmek zorunda kalan yanlışlarsa ne oluyor? sadece değişiyorlar işte bu kadar basit ben kendi içinde boğulmadan nefes almaya çılşan bir adamım .çünkü tüm doğru ve yanlışlarım zamanla fikirlerimle ve düşünerek sonuçlanan birer amaçtır benim için.
Durum ve hal böyle iken bir şey anlatmak istiyorum size...
Bir grup arkadaş Türkiye'nin herhangi bir ilinde fazlasıyla işgüzar bir meclisin çıkardığı sigara yasağının uygulandığı bir mekanda oturuyorlar...
Arkadaşlardan biri diğerlerine dönerek der ki;
- Şimdi olacakları iyi izleyin ...
Cebinden tabakasını çıkartır ve tüm "yasaklı" yazıların altında sigarasını yakarak içmeye başlar. Diken üstündeki çok bilmiş patron ve mecburi yalakaları kısa sürede bunu farkedeler ve bir elçiyi yanına yollarlar... Aslında yolalrken ettikleri küfürlere rağmen arkadaşın kibar olması gerektiğinide hatırlatırlar.
Garson gelir ve
- Beyefendi lütfen sigaranızı söndürünüz... Yeni yasaya göre -yasa yeni ya aklında lavuğun - yasaklandı biliyorsunuz - kibarlığını sevsinler ibiş -
Adam gayet serikanlı garsona doğru döner...
- Şimdi önümüzde iki seçenek var... Ya bana bir kül tabağı getirirsin ve ortalık temiz kalır ya da polisi ararsın - sigaraya bir darbe vurur küller yere düşer - ya da ortalık kirlenir.
Garson donakalmıştır. Yetkisi falan filan yoktur muhabbetleri ufacık beyninde hızlıca dolaşmaya başlar ve sonuç yine değişmez patrona sormaya gider. Bir süre sonra kültabağı ile gelir ve masaya koyar boynu bükük şekilde... Adam arkadaşlarına döner ve şaşkın bakışlarına cevap vermeye çalışır;
- arkadaşlar... bu adam bunu getirmeye zaten mecbur çünkü bizim milletimizde üşengeçlik ve polisle uğraşmanın genel bir sıkıntısı mevcuttur. Başına iş alabilir onlar gelene kadarda benim sigaram biter bir şey kanıtlanmaz adamın bürokrasi ile uğraştığına değmez...
- Madem öyle kendi niye kovmuyor?
- çünkü ben ona para kazandırıyorum ve para kesinlikle sigaradan değerli değildir. Ama asıl şov şimdi başlıyor etrafa dikkatlice bakın. Artık buranın yeni patronu benim çünkü kuralı ben koydum. Burada işler üç şekilde yürür . 1 - doğru şekilde 2- yanlış şekilde 3- benim istediğim şekilde... Artık benim istediğim olacak. Klasik Türk halkı sorumluluğu ve suçu üstlenen birisi bulunca her zaman arkasından gider iyi izleyin...
Herkes garsonlardan kül tabağı istemeye başlar ve sigaralar ardarda yakılır.
- ve istisnalar her zaman kaideyi bozar. İstisna sürekli halde olduğu üsrece diğer istisnaları getirir ve onlar kaideyi istisna durumuna sokarak yeni bir durum oluştururlar çünkü ipin ucu kaçtığı zaman sonu alınamaz ve kurallar sarsılır. Genişler esner ama yıkılmazlar çünkü kuralları ve yapıları ancak liderler yıkabilirler. Ben şimdi bu sigara içenlerin lideriim ve onlar bana tabi. Ama içlerinde hepsi birer kahraman haline geldiler ve zamanla hikayelerinde ben yer almayacağım. Kahramanlık herkes için geçerli hale gelecektir. Ama yine bir Türk olduğumuzu unutmamalıyız şimdi ikinci boyuta geçiyoruz.
Adam sigarasını söndürür
- şimdi lider onları terkeder. kuralları yıkmak için liderlere en az onun kadar inanmış ve bilenmiş inançlı insanlar gereklidir bu yüzdne lider kuralları sarsabilir ama arkasında insanlar olmadıkça yıkamaz şimdi milleti iyi izleyin...
Millet sigaralarını çabuk çabuk çekmeye ve bir an evvel söndürmeye çalışmaktadır.
- liderleri yok ve suçlar herkese eşit dağılıyor artık çünkü onlar inanmıyorlardı ve yoktular aslında bütün işleri gösterişin ve liderliğin faydalarından nasiplenmekti. şimdi ise korkuyorlar çünkü benim liderliğimdeki çatı son buldu ve hepsi yalnız başlarına kaldılar ceza ve sorumluluğu alamayacak kadar korkak insanlar hiçbir zaman devrim yapamazlar...
- Peki ikinci sigarayı yakmayacak mısın?
- hayır... çünkü ilkinde kredimi kullandım ve çevremdekilere baktım bunlarla istisnayı sürekli hale getiremem çünkü korkuyorlar aynı zamanda kaide ve kural sahibide kızgın ve öfkeli çünkü küçük duruma düştü meydan okundu ilk çağlardaki ruhuna resmen odunlar atılrak yangını arttırıldı artık o eskisinden daha ateşli ve saldırgan ... zaten ikinci sigarayı dahi beklemyecektir ve ben hariç birilerini kovabilir.
- neden sen değil ?
- çünkü liderler sonra gider... Bilir ki bana dokunduğu zaman millet isyan edecektir ama bu boş çevremi boşaltırsa ben korkacağım sanıyordur... Bu yüzden sınırları zorlamayacağım ve liderliğimi efsane şekilde sonlandıracğaım çünkü bundan sonrası benim elşimde ve efsane olmak varken risk almaya değmez. Herkesin anlatacağı biriyim artık ben üstelik sigara içip sadece keyfimi yerine getirdiğim halde kahramanlık bu kadar basit bir şey olmasa da temeli bundan ibarettir yani insan ruhundan biraz da milletimizin sürekli aradığı kahramn ve yneilmez dik başlı lider anlayışından...
Kız şaşkın gözlerle baktığı adama hayranlık dolu ve bir o kadar etkilenmiş şekilde dönerek
- bu gece napıyorsun?
- maç izleyeceğim
- birlikte bir şeyler yapalım mı?
- hayır
- maç benden önemli mi?
- hayır o da önemsiz....
Hayat işte çözümlemesi bu kadar basit bir şeydir benim için... Tüm bunlar elbetteki yaşanmadı ama bu hiç olmayacak anlamınada gelmeyecektir sadece muhtemel bir senaryodan çözümleme yaptım kendi adıma...